Banu Bozdemir

Çocuk yaşta hem şöhretli hem de zengin olan nadir insanlardan… 2000 yılının Ağustos ayı, hayatını değiştiren ve onu on yıllık bir yolculuğa hazırlayan bir yüzyıl dönümü olarak algılanabilir… Tüm dünyanın gözlerini diktiği masum ve yetim Harry Potter’a hayat veren Radcliffe, şöhret basamaklarını fazlasıyla çabuk tırmanan ve seri tamamlanana kadar çocukluktan çıkıp delikanlılığa hızla geçiş yapan bir oyuncu… Kendisi Londra doğumlu bir Yahudi. Yahudi ve oyuncu yanı annesinden geliyor. Alan Radcliffe ve Marcia Gresham’ın tek oğlu… Babası ise Kuzey İrlandalı bir Protestan…

1989 doğumlu Radcliffe ilk başrolüyle on yaşında tanıştı. BBC için çekilen filmde David Copperfield’in çocukluğunu canlandırdı… Bu ilk rolü ve ilk dikkat çekmesiydi. Çocuk rollerinin aranan ismi olmak üzereydi. Hemen arkasından The Tailor of Panama filminde başarılı ve ünlü oyuncularla buluştu… Bu arada kader ağlarını Harry Potter için örmekteydi. Chris Columbus, J.K Rowling romanı Harry Potter’ı çekmek istiyordu… O dönemin çocuk oyuncuları arasında Radcliffe de vardı… Haley Joel Osmont ve Frankie Muniz de rakipleriydi. Yönetmenin özel ilgisi, anne babanın çocuk oyuncu olmanın zorluğu karşısındaki endişelerini bertaraf etti. Her şey Radcliffe’in lehine işledi ve rolü kaptı… Aslında sözleşmesinde ebeveyn isteği olarak medyadan uzak tutulması vardı ama şöhret basamaklarını bu kadar çabuk evinin önüne dayanacağını bilmeyen oyuncu bir röportajında şöyle diyordu:

‘Büyük bir haber olacağını biliyordum ama bu kadar büyük olmasını beklemiyordum, çünkü açıklama yapıldıktan 20 dakika sonra basın kapımızın önündeydi, bu çok komik.’.

Sonra arkasından peş peşe gelen çekimler en sonuncusu 2010’da gösterime girecek yedi serilik bir film silsilesi… Filmlerle büyüdü, şimdilerde genç ve yakışıklı bir delikanlı…

Bas gitar çalmayı seviyor, punk – rock dinliyor ve Cameron Diaz’a hasta… Fulham futbol takımını destekliyor, masa tenisi ve bilgisayar oyunları oynuyor… Görüldüğü üzere ismi sayılı zenginler arasında sayılmasına rağmen herkes gibi yaşıyor! Ama bir oyuncunun yaşacağı en zor durumlardan birisiyle karşı karşıya aynı zamanda. Şu aralar ‘Hareket Planlama Zorluğu’ yani Dyspraxia hastalığıyla uğraşıyor. Büyücülük deneyimini kendisi için kullanmasını umalım… Kendisi başka rollerde de görmek istediğimizi belirtelim…

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.