Fırat Sayıcı

 Okul filmlerinin Adab-ı Muaşeret’i…

Türk sinemasında gişe canlanmasının görüldüğü 2000’li yılların başından beri, sadece para kazanma amaçlı çekilen filmler de türedi. Bunların başını çeken tür ise tabi ki komedi. Bu türün en garanti örnekleri de okul-gençlik filmleri oldu kuşkusuz. Kimi zaman seyircinin zekasını hafife alan, kimi zaman da seyrettikten sonra insanın IQ’sunu düşürecek filmler bile vardı bunların arasında… En basiti, lise öğrencilerini genelde 30 yaş ve üstü oyuncular canlandırıyordu. Yapımcılar cepleri doldurdu, seyirciler filmden gülümseyerek ama doyumsuz çıktılar. Bu kirlenme arasında, haklı olarak önyargılı ve tereddütlü bir şekilde yaklaştığım “Adab-ı Muaşeret” birçok kişi gibi beni de ters köşeye yatırdı. Çünkü son yıllarda gördüğümüz en eli yüzü düzgün okul işiydi bu film…

Ayrıntılardan önce kısaca konuya bakalım… Aykut, annesini kaybetmelerinin ardından öğretmen babasıyla birlikte İstanbul’a gelir. Otelde karşılaştığı ve sürekli rüyalarına giren kızı, babasının müdür olarak tayin olduğu ve kendisinin de oraya kayıt olmak zorunda kaldığı okulda görünce, ne yapacağını şaşırır. Kızlardan oluşan Adab-ı Muaşeret çetesi ve erkeklerden oluşan Mokoko çetesi arasında sıkışan Aykut’un tek çıkış noktası, dürüstlük ve iyi niyet olacaktır. Gördüğünüz üzere film oldukça sıradan bir konuya sahip. Peki onu diğerlerinden farklı kılan ne?

Tam bir yıl önce vizyona (sadece 1 salonda) giren “Bir Tuğra Kaftancıoğlu” filmini belki hatırlarsınız. Deneysel tatlarda dolaşan, sıradan seyirci için gayet zorlayıcı sanatsal bir çalışmaydı. İşte bu filmin yönetmenlerinden biri olan Emre Akay, çizgisini değiştirmiş olacak ki, piyasa işi bu filme kalkıştı. İyi de etmiş… Çünkü Akay, başarılı senaryonun içinde gizlenen entelektüel göndermeleri, esprileri, görsel olarak desteklemiş, seyirciye haz veren akılcı bir çizgiye ulaştırmış. Tebrik edilesi en önemli nokta da, casting… Lise öğrencilerini canlandıranların çok büyük bir bölümü yaş olarak rollerine uygun. Salih Kalyon ve Hasibe Eren gibi zaten deneyimli oyuncuları bir kenara koyacak olursak, Yıldız Asyalı ve Tarık Ündüz başta olmak üzere tüm genç oyuncuların performanslarını kutlamak gerek. Tüm bunların yanı sıra… Birçok kötü örneği seyrederken, yok artık daha neler demekten kendimizi alamazken, Adab-ı Muaşeret’te, gerçeğe yakın öğretmen (En iyisi Din Hocası Hüdaverdi) ve öğrenci tiplemeleri, lise anılarımızı andıran olaylarla karşılaşıyoruz.

Sonuç olarak, son dönem okul-gençlik-komedi filmlerinin yüz akı diyebileceğimiz bir film var karşımızda. Umarım bu iş adabıyla nasıl yapılır sorusunun cevabını, diğerleri de algılamıştır. Çünkü artık Türk seyircisi her alanda çıtayı yükselten çalışmalar istiyor.

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.