Zamanın Ruhu çok güncel ve yepyeni bir filmle yoluna devam ediyor. Daha önce yayınladığımız Endgame: Blueprint for Global Enslavement filminin yönetmeni gazeteci Alex Jones’un Obama Hilesi•The Obama Deception filmiyle karşımızda. Yeni Dünya Düzeni’nin bizi şaşırtan dinamizmi bu tür filmlerle yakalanabiliyor. Düşünsenize herşey felakete giderken, bütün dünya ABD’nin kölesi veya arka bahçesi olmuşken, birden bire ABD’de seçimler oluyor ve siyahi başkan bütün ezilmişlerin temsilcisi olarak bu karanlık düzenin sahibi olan ülkenin başına oturuyor. Sanki bir rüya veya dünyadaki her insana çıkan bir piyango gibi. Jones’un Obama Hilesi filmi ne yazık ki elimizdeki piyango biletlerinin sahte olduğunu bize müjdeliyor. Hem de öyle bir müjdeliyor ki buna itiraz etmek ve inanmamak çok zor. Mesela Obama Türkiye’ye geldiğinde yaptığı her hareketi ve söylediği her sözü açıklamaya çalışan televizyon programları seyrettik. “Serçe parmağını şöyle kaldırdı, sol eliyle yazdı, çok samimiydi gibi saçma sapan yorumları dinledi bütün millet. Hiç kimse de sormadı bu adamın siyasi kadrosu kimlerden oluşuyor? Kökenleri ne? Seçilmeden önce ne dedi sonra ne yaptı.
Jones’un filminde tamamıyla bunlar anlatılıyor. Kötü haber demokratların adayı ve şimdiki ABD başkanı Obama’nın bütün kadrosu Wall Street kökenli. Yani bankacılardan oluşmuş. Üstelik hepsi de Bilderberg üyesidir. Bizim köşemizi takip edenler Bilderberg’i bilirler ama bu karanlık hikayeyi hiç duymayanlar için kısaca özetleyelim. Bilderberg’in hedefi, Yeni Dünya Düzeni’ni ve ABD-İngiltere ya da Siyonist/Evangelist hâkimiyetini ve emperyalizmini tüm dünyaya yaymaktır. Her yıl yapılan çok gizli ortamdaki toplantıları; hem CIA, hem de toplantının yapıldığı ülkenin istihbarat örgütü kontrol eder. Para ve finans güçlerinin ulusal politikaları alt ederek ülkeleri köleleştirmet ve globalizmi yaymak peşinde olan bir örgüttür. Ne sağcıdır ne solcu, ne inancı vardır ne dini. Tek birşeye tapar o da para. Bu paranın hangi ülkeye ait olduğu da önemli değildir. Bu döneme göre bazen ve çoğunlukla Dolar olur bazense Euro. Yen, Liret, Lira hepsi onlarındır. Peki böyle bir kadro ile Obama nasıl dünyaya önerdiği mucizeleri gerçekleştirecek?
İşte o noktada filmin çok acı önermeleri ve saptamaları var. Obama Bush ve öncesi ABD yönetimlerinin dünya halkları tarafından tanındığını ve inandırıcılığının kalmadığını bu yüzden de yeni bir düzenlemeyle umutsuz yığınlara umut aşılamak, bu toplumların gazını almak için Obamanın dünya siyaset sahnesine çıktığını iddia ediyor. Bunun kanıtı olarak Obama’nın lekeli siyasi kadrosunu tanıtmak dışında ilk icraatlarını da bizlere sunuyor. Mesela Guantanamo’nun kapanması. Evet Guantanamo’nun kapanması için gerekli kanunu çıkarıyor obama ama bu kanunun eklerinde yine tutsakların istenildiği gibi başka ülkelerde gizli cezaevlerinde tutulmasını devam ettirecek satırlar aynen kalıyor. İşkence deseniz, bu konuyla ilgili hiç bir engelleyici unsur konulmuyor bu kanunlara. Kısacası Obama bir Guantanamo’yu kapatıyor, bintanesini açıyor.
Irak’tan çekileceğiz diyor. Seçimi kazandıktan hemen sonra bu topyekün çekilme 16 bin askerin bölgede kalmasıyla sınırlanıyor, hemen sonra sayı 23 bine çıkıyor. Sonra da yetmezmiş gibi Afganistan’a 30 000 yeni ABD askerini göndereceklerini açıklıyor. Obama Türkiye’den ayrıldıktan sonraki televizyon programlarını tekrar hatırlatırım size. Bu noktada filmin içeriğinde biz Türkler’in yakından düşünmesi gereken şey acaba Irak’ta kalacak 23 bin ABD’linin Irak’ın hangi bölgesinde kalacağıdır.
Geçiyoruz ekonomik kirize. Film Obama’nın başkan seçilmesinin bir sebebi olarak ABD’nin kendi halkı üzerinde de oynanan büyük bir oyunu işaret ediyor. Finans odaklarının Kenedy suikasti ile ABD’yi, iç ve dış politikasını tekrar şekillendirdiğini iddia ediyor. Su şekillenmenin izinden gidip önemli siyasi, felsefeci ve finans isimleriyle röportajlar yapıyor. Dünyada oynanan oyunun aynısının Amerikan halkı üzerine de oynandığını söylüyor. Samimi biraz da kabadayı tavrıyla Obama’nın güya umut vaad eden yüzünün halkı kandırmakta kullaıldığını belirtiyor. Aslında olmayan bir ekonomik kirizin finans patronları tarafından çıkarıldığını, bu bankaların halkın elindeki malların değeri tabana vurduğunda bu malları almak için gereken parayı ortaya çıkaracaklarını daha sonra ekonomiyi rahatlatıp ucuza kapattıkları malları halka geri satacaklarını iddia ediyor. Bütün bu düzenlemeler için de Obama ve Wall Street kökenli siyasi kadronun ABD’nin başına geçirildiğini anlatıyor. Obama’nın aslında Bush ve Clinton gibi geçici bir yüz olduğunu, bütün bunlardan sonra yaşananlar yüzünden güvenirliğini kaybedeceğini, böylece siyasi arenaya başka bir kahramanın aynı odaklar tarafından atanacağını da ekliyor bu korkunç ve bizce gerçek olması muhtemel olan bu öykü. Filmin finalinde şöyle bir önerme var. Bütün bu çirkin oyunları ancak siz ortaya çıkarabilirsiniz. Evet siz televizyonu seyreden, sabah kalkıp işe giden, çocuklarını düşünen, normal halk. Bunun en büyük şartı size önerilenlere şüpheyle yaklaşmanız. Size umut olarak sunulanlara, dertlerinizin çözümü olacağı söylenenlere şüpheyle yaklaşın ve araştırın deniyor. Hatta bu seyrettiğiniz filme de şüpheyle yaklaşın. Söylediğimiz isimleri araştırın diyor filmin son önermesi.

Son Söz
Herşeyi bir yana bırakın. Bütün dünya karanlığa kayarken ve durup dururken yani bir isyan, tepki halk olayı olmadan ABD’de ne değişti de Obama bütün sistemi yenerek lider oldu? Bütün milletleri, toplumları şekilden şekile sokan ABD’deki gölge güçler nasıl oldu da sustular ve bu değişim yaşandı? Neden? Bu filmden öncede bu sorular bizim için gerçekti ve kafamızın içinde dolaşıp dururdu. Ama ne yazık ki hiç bir televizyon programında bunların konuşulduğunu görmedik ve duymadık. Bu filmle ilgili birşey daha söylemeliyim. Bütün dünyada çekilen filmlerin ve bilgilerin, biyografilerin bulunduğu imdb sitesine girdiğinizde ne yazık ki bu filmi bulamıyorsunuz. Alex Jones’un sayfasını buluyorsunuz ama The Obama Deception diye bir filmi bulamıyorsunuz. Ne garip değil mi? Filmin önerisine uyarak tabii ki filmde verilen bilgileri de araştırmalıyız. Mesela Alex Jones’un diğer belgesellerinde ve bu filmde de fazlaca Amerikancı bir tavrı olduğunu düşünüyorum. Mesela silahlanma ve küresel ısınma hakkında söyledikleri var ki benim kişisel inançlarıma hiç uymuyor. Ama Jones’un sivri tarafları söylediklerinin hepsini kulak arkası yapmamıza sebep olamaz.

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.