Banu Bozdemir

Bir filmin kareleri arasında gördüğümüzde rahatlık hissinin yavaşça bünyemize dağıldığı, peltek konuşmasının, sempatik görüntüsünün üzerine gölgesiz düştüğü oyunculardan Mark Ruffalo… 1967 Amerika doğumlu olan oyuncu 2000 yılında “You Can Count On Me” adlı filmde rol alıncaya kadar fazla göze çarpmadı ama oyunculuğa olan ilgisi çok küçük yaşlarda yeşerdi. Ama liseden sonra bu isteğini pratiğe dökebilmiş ancak. Lise mezuniyetinin ertesinde Los Angeles’a giderek Stella Adler Konservatuarı’na yazılır. Oyunculuk eğitiminin ardından da Los Angeles’ın yolunu tutar. O yolun içinde çeşitli tiyatro oyunları ve bağımsız filmler vardır. Yolun sonunda ise onu kucaklayan bir Hollywood.
Sükunetli, temkinli, abartısız ve incelikli bir oyunculuğu olan Ruffalo, Windtalkers / Rüzgarla Konuşanlar da savaşın ortasındaki askerlerden biri, In The Cut / Tutku Esirleri’nde bir dedektif, Sil Baştan da ise teknik bir hafıza silici olarak karşımıza çıkmıştı… Romantik bir komedi olan Keşke 30 Olsam filminde kadınların arasında sıkışıp kalan yakışıklı ve tercih edilesi adam olarak karşımızdaydı. Görüldüğü gibi belli oyunculuk stili yok oyuncunun… Just Like Heaven / Cennet Gibi’ de Reese Witherspoon ile dibine kadar vuran bir duygusallıkla tamamlamışlardı rollerini… All The King’s Men / Kralın Tüm Adamı, tüm güzel adamların toplandığı, devlet meselelerinin masaya yatırıldığı bir filmdi. Bu başarılı filmin oyuncularından olmak Ruffola’ya epey bir şeyler kattı tabi… Oyuncu kadrosunun bir hayli jenerik akıttığı ve bir seri katilin peşinde dolanan Zodiac’ta, üç kişinin yolunun farklı bir şekilde kesiştiği Kesişen Yollarda, Adrian Brody ile dolandırıcı kardeşleri oynadıkları The Brothers Bloom’da her şeye rağmen naifti. Onu bu ay herkesin gözlerinin ve içinin köreldiği Körlük filminde izleyeceğiz… Ama bitmedi, kendisi bu sene ayrıca Sympathy For Delicious filmini yaptı, yönetti ve oynadı… Ülkemizde vizyon şansı yakalarsa gerilimli Zindan Adası’nda ve seneye vizyonu görünen Greenburg da rol aldı… Onu her haliyle seviyoruz, onu görmek içimizi rahatlatıyor öyle değil mi okuyucu!!!

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.