Fırat Sayıcı

Sean Connery, Roger Moore, Timothy Dalton ve Pierce Brosnan “Geleneksel Yıllık James Bond’lar Poker Partisi”nde Roger Moore’un evinde birliktediler. Bir yandan içkilerini yudumlarken bir yandan da Daniel Craig’i çekiştirmektedirler.

 Roger Moore: Beyler, şimdi şu da var ama… Direk olarak Daniel’i de suçlamamak lazım. Sonuçta yapımcıların hatası, onların seçimi.

Sean Connery: İyi de Roger abi, o da sazan gibi atlamasaydı teklife. Önce gidip bi aynaya baksaydı. Sarışın Bond olur mu sorusunu önce kendi kendine sorsaydı. (Roger’e döner) Abi, sözüm meclisten dışarı, sen gençken kumralmışsın. (Bu sırada bıyık altından gülen Pierce’e masanın altından ayağıyla vurur.)

Pierce Brosnan: Tabi abi. Bildiğin kumralmışsın. Neyse, ne diyoduk? Heh.Yok efendim kirli Bond’muş da. Yok efendim daha duygusal boyutları olan bir karaktermiş de. Seyircinin de çok umurundaydı sanki. Seyirci atraksiyon ister kardeşim. Karmaşık, çetrefilli senaryolar ister.

Sean Connery: Bond aletleri ister. Bizim sarının hiç ihtiyacı yok sanki. Kelle koltukta plansız programsız dalıyo millete. Sonrada kıçını zor kurtarıyorlar herifçioğlunun. Profesör Q’yu bile işinden etti… Tek ortak noktamız Aston Martin. Onu bile verimli kullanamıyor.

Timothy Dalton: Pierce’çim bi konuyu atladın. Seyirci en çok da güzel hatunlar ister.

Sean Connery: Allahtan Eva Green ile şu Rus hatun vardı da yırttı biraz Daniel.

Roger Moore: Olga Kurylenko’yu diyosun sen.

Sean Connery: Hah işte o. Taş gibi maşallah. Gerçi Tracy Di Vicenzo’da sıkı kadındı. Ahh, ah. Anılarım depreşti lan! İçim bi hoş oldu be.

Timothy Dalton: Hadi abi daldın rüyalara, kartları unuttun. Dağıt şunları…

Pierce Brosnan: Sean abi, büyüğümsün yanlış anlama da bişi sorcam. Böyle güzel hatunları boşuna düşünmüyosundur ama senin minik Bond aksiyona dayanabilir mi artık?

Herkes güler. Sean Connery bozulmuştur.

Sean Connery: Zevzeklik etme oğlum. Karşında en kral Bond var.

Herkes birbirine bakar.

Roger Moore: Ayıp olmuyo mu len. Sen kral Bond’san biz Bond kızı mıyız?

Sean Connery: Ya bozulmayın hemen. Şu anlamda dedim yani… Hani en çok iş yapan, hasılat yapanlar benim filmler ya o yüzden.

Timothy Dalton: Önemli olan boyu değil işlevi bence abicim. Herkesinki kendine…

Roger Moore: Neyse tatsızlık çıkarmayın da oyuna devam edin. Pierce sen de kalk içkileri tazele.

Pierce Brosnan: Babacan niye hep ben getiriyorum ya?

Sean Connery: Ben mi getireceğim lan bu yaşta.

Bu sırada dışarıdan kapı çalınır. Herkes Roger Moore’a bakar.

Pierce Brosnan: Hayrola abi birini mi bekliyordun?

Roger Moore: Yoo kimseyi beklemiyordum.

Sean Connery: Belli mi olur belki Bond kızlarından birilerini davet edip, anılarımızı tazeleyecektin.

Timothy Dalton: Seni çakal. Yaşlı kurt seni!

Roger Moore: Yok daha neler. Nerden çıkarıyorsunuz yahu. (Dışarıya seslenir) Kim o?

Dışarıdaki Ses: Aabi benim, Daniel.

Roger Moore: Daniel kim lan? Gir içeri, giiiir. Tanıyamadım sesinden.

Kapı açılır. İçeri giren Daniel Craig’in ta kendisidir.Kafasında bere, üstünde kalın bir palto ve atkı vardır.

Daniel Craig: İyi akşamlar abilerim.

Pierce Brosnan: Vaaay kimler gelmiş. Gel lan sarı kafa. Çekinme gel. Gel otur şöyle.

Sean Connery: Ne işin var senin bu saatte burada.

Daniel Craig: Abi, yapımcılardan öğrendim her yıl böyle geleneksel bi poker yapıyomuşsunuz da ben de katılayım artık dedim.

Timothy Dalton: Artık derken?

Daniel Craig: Abi, hani bende Bond’um ya o yüzden.

Timothy Dalton: Oğlum senin bu masaya oturman için 40 fırın dayak atman lazım. Yiyosun, o ayrı. Ama atman da lazım.

Sean Connery: Evlat, istersen sen bugün git, üçüncü filmden sonra gel. O zaman bi durum değerlendirmesi yaparız.

Daniel Craig: Ama abilerim niye böyle yapıyosunuz? Ben de Bond’um. Hem de James Bond’um. Mahkemeye başvurdum haftaya adımı da yasal olarak değiştirecekler. Hem bakın daha da büyük bir fedakarlık yaptım. (Beresini çıkarır. Saçları simsiyahtır.) Nasıl olmuş ama?

Pierce Brosnan: Naaptın lan saçlarına? Boyattın mı yoksa?

Millet gülmekten yerlere yatmıştır.

Daniel Craig: Beğenmediniz mi yoksa? Artık ben de sizin gibi esmer Bond’um.

Timothy Dalton: Kıçıma benzemişsin lan!

Daniel Craig: (Ağlamaklı) Yaa. Dalga geçmeyin yaa! Göstericem oğlum ben size. James Bond nasıl olurmuş göreceksiniz! (Çeker gider.)

Roger Moore: Leyn, giderken şu boş şişeleri de kapıcıya veriver bari. Bir işe yara…

Apartman boşluğundan paldır küldür bir ses gelir.

Sean Connery: Düştü salak!

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.