SERDAR AKBIYIK

Dünya iyi güçlerden o kadar ümitsiz ki Hellboy gibi bir zebaniye bel bağladı. İnsanlık için kendi karanlık dünyasıyla savaşan bu çizgi dışı karakterin bu günlerde birçok insana örnek olması dileğiyle…

Sanat estetik bir şekilde hayatı yargılama ve yaşama biçimi. Toplum değiştikçe, geliştikçe bu tür bir dışa vurum “klasik sanatçıdan” sıradan insanın üretimine kaydı. Bunun sebebi ise “klasik sanatçının” değer yargıları ve kabiliyetiyle üretilen objenin halk tarafından kolaylıkla tüketilememesi. Halk da kendi sanatını ve üretimlerini yapmaya başladı.
Popüler yaşam biçimi kendi sanatsal dünyasını yarattı. Çizgi roman ve sinema bugünün ve geleceğin en anlaşılır, kolay tüketilebilen sanatsal hikaye anlatım yolları olarak öne çıkıyor. Çizgi romanın bence doğmasının altındaki itici güç işte bu oluşum. Çizgi romanın gelişimini anlatmak gerçekten ayrı bir yazı konusu. Ama bu yazıyı ana konumuz Hellboy’a bağlayacağımız bir şekilde çizgi romanı tanımlamaya çalışırsak, hayal gücümüzün yarattığı yaşamsal çeşitliliği kağıtla, kalemle resimleyerek hayatımıza sokmak diye ifade edebiliriz.
Bunun sebebi insanın hayata dair mesaj verme ihtiyacı. Eleştirme ve çeşitlendirme ihtiyacı. Tekdüzeliği bozmak ve iyinin gücüne olan güveni arttırmak süper kahramanların işi. Bu kahramanların yüzlercesini sayabiliriz. Ama Hellboy iyilikle kötülük arasındaki savaşın en çarpıcı örneklerini veriyor. Hellboy cehennemde doğan bir iblis olarak düyadaki iyi güçlerin yanında yer alıyor ve kendi doğasıyla olduğu kadar cehennem zebanileriyle de insanlık için savaşıyor.
Kısacası gerçek hayatta insanın kendi varlığında taşıdığı bütün karmaşayı, zıtlığı, sağ omuzumuzdaki melekler ile sol omuzumuzdaki şeytanların çarpışmasını bu espirili iblis her gün yaşıyor.
Batı kültürünün İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bütün kötülüklerin kökenini bağladığı Nazizmi, Hellboy’da da görmek mümkün. Hatta Hellboy’un dünyaya gelmesine sebep olan olaylar zincirini başlatan Naziler.
1944 yılında Naziler savaşı kazanmak için şeytani güçleri de devreye sokmak isterler. Rasputin önderliğinde, Kaosun Yedi Tanrısı Ogdru Jahad’ın hüküm sürdüğü cehenneme bir kapı açarlar. Amerikan askerleri, Profesör Trevor Bruttenholm (John Hurt) eşliğinde olaya müdahale eder ve Nazileri yenilgiye uğratır. Ama cehennemin kapısı açıkken içeri bebek bir zebani yani Hellboy (Ron Perlman) sızar. Hellboy kuyruğu ve boynuzlarıyla tam bir cehennem zebanisidir. Bebektir ve profesörü babası kabul eder. Büyüyünce Normal Ötesi Araştırmalar ve Savunma Bürosunda iyiler için savaşan bir kahraman olur. Bu büroda insan balık karışımı, Abe Sapien (Doug Jones) ve piro-kinetik (yüksek ısı üreten) Liz Sherman (Selam Blair) de görev almaktadır. Liz tamamen normal görünümlü bir kadın olduğu için ona olan aşkında Hellboy fazla umutlu değildir. Yazdığı mektupları göndermeye cesaret edemez bir türlü. Bu çaresiz gibi görünen aşk hikayesi bir yandan sürerken Rasputin ve eski Naziler de boş durmamaktadır. Dertleri Ogdru Jahad’ı dünyaya egemen kılmaktır. Hellboy, bir yandan yaradılışı itibarıyla cehennemin kapısını açmakla yükümlüdür ama diğer yandan da iyi bir Hıristiyan olarak yetişmiştir. İnancı ve yaradılışı arasından hangisinin galip çıkacağını dünyanın kaderini belirleyecektir.
Hellboy’u sinema severler ilk olarak böyle tanıdı. Karizmatik kahramanın bazı özelliklerini öne çıkarmak gerekiyor. Mesela boynuzlarını sürekli traş etmesi gibi. Zebaniliğinin kanıtı olan boynuzlarını kesen Hellboy ümitsizce insanlaştığını düşünür. Mike Mignola tarafından yaratılan Hellboy, Dark Horse Comics tarafından 1993 yılında yayınlandı. Ülkemizde ise 2003 yılında İthaki Yayınları tarafından Türkçe olarak okurlara sunuldu.
Sunuldu sunulmasına ama kötü karakteri Ogdru Jahad olarak isimlendirerek, Cahad-Cihad benzetmesiyle bu tür hikayelerin karanlık yüzünü bir kez daha bize gösterdi. Öyküdeki kötü karakterlere gönderme yapılan diğer öğeler ise Naziler ve öbür dünyanın kapısını açan Rasputin sayesinde Ortodoks mezhebi karşımıza çıkıyor. Doğu kültürünün şeytan ve cehennem ile ilişkilendirilmesi artık neredeyse alıştığımız bir yapı. Yüzüklerin Efendisi’nden, Narnia Günlükleri’ne kadar hep aynı şikayetleri dile getirdik. Batı edebiyatının bir kısmı gizli faşizmini ne yazık ki bu şekilde devam ettiriyor. Belki Hellboy kendisiyle savaşan yapısı sayesinde yaratıcısının da düştüğü bu çirkinlikten kurtulur. Çizgi romanı sinemaya taşıyan Guillermo Del Toro ilk filmden 4 yıl sonra Eylül ayında vizyona girecek olan “Hell Boy 2: Altın Ordu” ile efsaneyi devam ettiriyor. Başrollerinde Ron Perlman, Doug Jones, Selma Blair, John Hurt ve Jeffrey Tambor’un oynadığı filmin kısa konusu ise şöyle: Efsaneler alemi, dünyayı yönetmek için insanlığa karşı bir ayaklanma başlatır. Bunun üzerine Hellboy ve takımına dünyayı bu isyankar yaratıklardan kurtarmaktan başka çare kalmaz. Kızıl iblisin macerası bu ayın en etkileyici sinema serüveni.

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.