Fırat Sayıcı

Şişede durduğu gibi…

Bilenler bilir. Amerikan edebiyatının kirli ismi Charles Bukowski, 40 yaşına dek yazdığı hiçbir edebi eseri beğendirememiş, aksine büyük tepkiler almıştır. Ayyaş ve küfürbazdır. Çoğu zaman işsizdir ve her zaman kirli kadınları sevmiştir. 40 yaşına dek hamallıktan, kamyon şoförlüğüne, posta memurluğundan kasaplığa kadar, edebiyatla ilgisi olmayan mesleklerde çalışarak karnını doyurmuştur. O yaşa dek horlanan, yaptıklarına değer verilmeyen Bukowski, halk arasındaki lakabıyla Hank, kısa bir süre içinde en ünlü edebiyatçılardan biri haline gelip, Amerika’nın vazgeçilmezi olmuştur.

Şimdi, Bukowski’nin konuyla ne alakası var diyebilirsiniz. Her ne kadar Hancock’u Hank’le kıyaslamak ilk başta abes gibi görünsede hayal gücünüz ve yaşamsal esinlenmelerinizin ışığında, bu durum filmi özümsemenizde işinize yarayacaktır. Kabul edelim ki, Hancock iyi ya da kötü bir süper kahraman. Üstelik diğerlerinin birçoğu, ulaşım, güç ve dayanıklılık konusunda, Hancock’un eline su bile dökemez. Ancak, psikolojik sorunları var Hancock’un. Hafıza kaybı nedeniyle bir türlü hatırlayamadığı geçmişi onu depresyona, alkolizme ve agresifliğe itmiş. Başları belaya giren insanları dikkatsizce kurtarırken koskoca şehri birbirine katıyor. Astarı yüzünden pahalıya mal olan olaylar yüzünden normal şartlar altında süper kahramanları bağrına basan Amerikan halkı, adının içinde aynı zamanda kaba bir küfür de barındıran Hancock’un mümkünse başka bir gezegende yaşamasını istiyor. Ona karşı davalar açılıyor, karalama kampanyaları başlıyor. Tam bu sırada karşısına çıkan başarılı! halkla ilişkiler uzmanı Ray ve güzel karısı Mary sayesinde, içinde bulunduğu depresyondan ve sorular yumağından kurtuluyor. Yavaş yavaş kamuoyunun olumlu tepkisini alıyor, hayatını bir düzene sokuyor ve sevilen bir süper kahraman olarak başı sıkışanın yanında oluyor. Tabi bu arada, burada yazamadığım ve Charlize Theron’un canlandırdığı Mary karakterine bağlı, filmin en önemli ve Hancock’a acı veren sürpriz gelişmeyi de atlatmak zorunda kalıyor.

Başlangıçta yönetmen koltuğuna Michael Mann’in oturtulması, kamera karşısına da Brad Pitt yada Russel Crowe’un geçirilmesi planlanan, ancak başarılamayan filmi götüren dinamik Will Smith. Jason Bateman ve Charlize Theron’un da yardımlarıyla rolüne renk katabilen Smith, Hancock’u, zıvanadan çıkmadan, sulandırmadan ve abartmadan canlandırıyor. Mitolojik karakter hikayesini, modern süper kahraman çizgisini bozmadan aktaran filmin en büyük artılarından biri de gerçeğin yanı başında duran görsel efektleri.

Az çok, Bukowski’nin inişli-çıkışlı hayat hikayesini anımsatan, bu serseri kahraman hikayesi, sinemada fazla denenmedi. Film hakkında bilgi edinmeye kalktığınızda senaryoyla alakalı ilginç bir durum çıkabilir karşınıza. Zamanının ilerisinde görüldüğü için birebir çekilmeyen ilk senaryonun, oldukça yumuşatılmış bir halini izlediğimizi öğrendiğinizde, filmden sonra suratınıza pis bir sırıtış yapışabilir. Özellikle de filme sonradan katacağınız, hayali cinsel espriler yüzünden…

 

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.