Fırat Sayıcı

  • Bir, İstanbul Film Festivali daha sona erdi. Yayında emeği geçen herkese teşekkür ederek, nacizane birkaç yorum yapmak isterim. Festivalde en çok gözümü alan filmler… Televizyon sektörüne yönelik ciddi eleştiri oklarını, mizahtan oluşmuş bir yayla fırlatan “Herşey Reyting İçin”… Renk, ışık ve aynaların efendisi, usta sinemacı Carlos Saura’nın, Portekiz ezgi ve danslarını önümüze serdiği “Fadolar”… Ken Loach adlı kilometre taşının, yalın anlatımıyla, seyirciyi oturduğu koltuğa gömen “İşte Özgür Dünya”… Bir şehri anlatmanın en iyi yolunun, şehrin özelliklerini taşıyan karakterleri kullanmaktan geçtiğini bir kez daha kanıtlayan, “Paris”…

Ve derhal unutmak istediklerim… Eğlenceli bir fikri sadece filmin ilk 20 dakikasında kullanabilen, sonra sık sık tekrara düşen “Duman Altı”… Umutla gittiğim, ama hayal kırıklığının nefesini film boyunca ensemde hissettiğim İspanyol yapımı “Matahariler”… Filmden çıkarken birçok kişinin, “Ee? Ne ki şimdi bu?” edalarıyla     birbirine baktığı “Vahşi Zerafet”…

  • Marilyn Monroe ne demiş? “Hollywood; öpücüğünüze on bin dolar, ruhunuza beş sent verdikleri yer.” Gerçi yıllar sonra bu fiyat tarifesi, enflasyon oranında arttı ama sözün özü aynı tabii. Nerden mi belli? Marilyn Monroe’nun hayatına özenip feci şekilde can veren Anna Nicole Smith’ten…
  • Nisan ayında Selçuk Üniversitesi’nin düzenlediği 8.Kısa-ca Öğrenci Filmleri Festivali’nde jüri üyesiydim. Çok güzel ağırlanıp kısa film ve belgeselle dolu üç gün geçirdik. Ancak, öğrencilerden bazılarıyla yaptığımız minik sohbetlerde Türk kısa filmi adına üzücü şeyler öğrendim. Adı şimdilik lazım değil bazı festivaller, aradan uzun bir süre geçmesine ve kazanan öğrencilerin sık sık arayıp hatırlatmasına rağmen, para ödüllerini hala teslim etmiyormuş. Bu durumu kısa filmciliği ve öğrencilerin heyecanlarını baltalayabilecek bir tehlike olarak görüyorum. Umarım kısa zamanda ödüller hak eden kişilere teslim edilir. Bu arada Selçuk Üniversitesi’ne bir kez daha teşekkürler, sevgiler, saygılar…
  • Altın Lale’yi de “Yumurta” kazandı. Hadi bakalım hayırlısı…
  • “Gözlerinizi kapattığınız zaman dünya yok olmuyor öyle değil mi?”
    Leonard Shelby, “Memento – Akıl Defteri”

 

 

 

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.